|
|||
|
|||
|
|||
|
|||
|
|||
|
|||
|
|
|||
|
|||
|
|||
|
|||
|
|||
|
|||
|
Şan Eğitmeni Seçimi:
Şan dersi almaya karar verdikten sonra kendiniz için doğru eğitmeni bulmak sizi kimi zaman çok zorlayabilir. Şan eğitmeninizi nasıl seçeceğiniz, kendinizden ya da ondan ne beklediğiniz konusunda fikriniz olmayabilir. Bu nedenle bir şan eğitmeni ile çalışmaya karar verme aşamasında eğitmenden, dersten ve kendinizden neler beklemeniz gerektiği konusunda fikir sahibi olmanız düşüncesinden yola çıkarak ön görüşme sırasında eğitmene sormanız gereken sorular konusunda tavsiyede bulunacağım.
Üzerinde önemle durulması gereken birinci konu şan eğitimi veren eğitmenlerin birbirinden farklı dallarda uzmanlaşmış olmalarıdır. Web sitemde zaten yer alan aşağıdaki bilgiler ışığında bir “Şan Eğitmeni” ve ”Vokal Koçu” arasındaki farkın anlaşılmış olması şan dersi almak isteyen bir öğrenci adayı için oldukça önemlidir.
Şan Eğitmeni:
Ses eğitimi ve vokal teknikleri konusunda uzmanlaşmış, özellikle ülkemizde Devlet Konservatuarları’nın “Şan / Opera” bölümlerinden mezun olmuş kişilerdir. Şan eğitmenleri, vokal tekniklerini sadece şan dersinde yaptırdıkları egzersizler sırasında değil, doğru bir şarkı söyleyiş tekniğinin oturması için repertuar çalışması içinde de uygulatan kişilerdir.
Unutmayın ki Şan Dersi Şan/ Opera mezunu eğitmenlerden ya da konusunda yetkin foniatristlerden alınır. Şan hayli soyut ve azim gerektiren bir iştir, eğitiminin verilebilmesi için uzun seneler profesyonel eğitim, iyi bir anatomi bilgisi, vücudu iyi tanımak ve kusursuz bir kulak gerekir.
Lütfen kendi iyiliğiniz için eğitim fakültesi yada müzik kurslarından mezun olup kendisine şan hocası, şan eğitmeni diyen insanlardan uzak durun. Bu kişilerin büyük bir çoğunluğu henüz kendi seslerindeki teknik problemleri halledemeden öğrencileri konservatuvarlara hazırlamak gibi onların hayatlarını doğrudan etkileyecek işlere kalkışmaktadırlar. Bu kişiler yüzünden mağdur olan insanlarla çok karşılaştım.
Vokal Koçu:
Şarkı söyleme konusunda gereken teknik temele sahip, başlangıç aşamasında olmayan şarkıcıların repertuarlarında yer alan şarkılar üzerinde stilizasyon çalışması yaptıran kişidir. Solistin ihtiyacı doğrultusunda ses eğitimi de verebilirler. Ancak bunun için ‘vokal koçu’ nun konservatuar mezunu olması önemli bir koşuldur. Vokal koçu repertuar çalışması yaptıracağı solistin tarzını (Pop, Rock, Caz, TSM, THM…) iyi bilmeli, farklı stiller konusunda ve özellikle sahne üzerinde deneyim sahibi olan bir eğitmen özelliğini taşımalıdır.
——————————————————————————————————————————-
Şan derslerinden tam olarak ne beklediğinizi, dersleri hobi amaçlı mı yoksa profesyonel anlamda şarkı söyleyebilmek ve bu konuda kariyer yapmak için mi istediğinizi, hangi tarzda şarkı söylemek istediğinizi görüşmeden önce bir yere not edin.
Piyasada tekniğinin sağlamlığı ile bilinen ve tanınan şan eğitmenleri randevu sistemi ile çalışırlar ve programları oldukça yoğun olduğundan her sorunuzu ayrıntıları ile cevaplamaya vakit ayıramayabilirler. Bu nedenle eğitmene kendisi ve derslerin içeriği konusunda sormak istediğiniz soruları maddeler halinde sıralayıp yazmanız size zaman kazandıracaktır.
Eğitmene kaç yıldır şan dersi verdiği nereden mezun olduğu, kimlerle çalıştığı, sahne deneyiminin olup olmadığı, var ise nerelerde ve hangi orkestralarla sahne aldığı, piyano çalıp çalmadığı, çalmıyorsa derslerde piyanosu ile eşlik edecek bir koropetitörü (eşlikçisi) olup olmadığı, derslerini nerede verdiği, öğrencilerinin hangi tarzlarda şarkı söylediği, ders ücretinin ne kadar olduğu, herhangi bir iptal durumunu eğitmene en geç kaç gün önceden bildirmeniz gerektiği gibi soruları kesinlikle sorun.
Doğru şan eğitmenini bulmak için çevrenizde şan eğitimi almış ya da almakta olan arkadaşlarınızdan tavsiye ve bilgi alabilirsiniz. Oturduğunuz ya da çalıştığınız semte yakın bir müzik okulunu arayabilir, internet üzerinden şan dersi, şan eğitimi, ses eğitimi gibi anahtar kelimeler kullanarak araştırma yapabilirsiniz.
Göz Kontağı:
Çok duygulu ve insanın içine dokunan bir şarkı söylüyorsanız seyirci ile kuracağınız göz kontağının derecesini çok iyi ayarlamalısınız. Direkt göz kontağını seyirciyi (kadın ya da erkek) çok rahatsız etmeden, sahne üzerinde çeşitli yönlere dönerken kullanmalısınız. Böylelikle kimse ile uzun süreli göz kontağı kurmamış olursunuz.
Beden Dili:
Günümüzde ise yapılan araştırmalar beden dilini kullanmanın ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur. İnsanların yüz yüze kurdukları ilişkilerde sözsüz mesajların etkisinin %90 olduğu belirlenmiştir. Geri kalan %10 ise sözlü iletişimle yapılmaktadır. (Z.Baltaş, A. Baltaş, Bedenin Dili) Sözsüz mesajlar jestler, göz ve baş hareketleri, beden duruşu, yüz ifadeleri gibi beden dili öğeleridir.
Beden dili insanların kendilerini rahatça ifade etmesini sağlamaktadır. İzleyicilerin algılamalarını kolaylaştırmaktadır. Beden dilini kullanmaktan çekinmeyin. Mesleğinizde ve günlük yaşantınızda yerine göre beden dilini kullanın.
Her şarkı bir hikaye anlatır. Dinleyiciyi bir duygudan ötekine sürükler. Siz de sahne üzerinde seyirciyi duygudan duyguya sürükleyecek insan olarak onlara hikayeyi elinizden gelen en etkili biçimde anlatmalısınız. Bunu anlatırken vücudunuzu ve mimiklerinizi kullanarak seyirciyi kendinize çekmelisiniz. Bunun için sahne üzerinde ne tarafa dönerseniz, döndüğünüz tarafta oturan seyirciye odaklanmalısınız. Aynı zamanda yüzünüzün bir yanının diğer tarafta oturan izleyici tarafından hala görülebilir olduğuna emin olun.
· Ses düzeninin ayarlanmış olmasına dikkat edin.
· Ses ve nefesi düzgün kullanın.
· Beden dilini kullanın.
· Seyircilerin tepkilerini gözleyin.
· Mikrofonun dudağa olan mesafesini iyi ayarlayın.
· Ses ve nefesi diksiyon kurallarına uygun kullanınız.
· Söylediğiniz şarkılar içinde sözleri düzgün, akıcı ve anlaşılır biçimde kullanın.
· Sempatik ve esprili olun.
· Jest ve mimikleri yerine göre kullanın.
· İzleyicilerle göz teması kurun.
· İzleyicilerle olumlu iletişim içinde olun.
Sahne Korkusunu Yenmek:
Sahnede sizi izleyen bir sürü seyirci karşısında olmak elbette ki hem çok heyecan verici hem de bir o kadar korkutucudur. Kalbiniz hızla çarpmaya, karnınız ağrımaya başlar. Terlemeye başlarsınız. Aslında bu heyecanın size belli bir yere kadar faydası vardır, çünkü heyecanlanmak vücudunuzun adrenalin salgılamasına sebep olur. Bu salgı ise size ihtiyacınız olan enerjiyi verir.
Sahne korkunuzu olabilecek en iyi sahne performansınıza hazırlık olarak görün. Sahneye çıkmadan önce mutlaka nefes egzersizlerinizi yapmış olun. Bu hem sahne heyecanınızı azaltır hem de sizi performansınıza hazırlar.
Rahatça oturun ve gözlerinizi kapatın. Vücudunuzu serbest bırakın. Burnunuzdan derin bir nefes alın. Nefesinizi diyaframa doldurun ve yavaşça verin. Rahatlayana kadar birkaç dakika boyunca nefes alıp vermeye devam edin. Gözlerinizi açın ve kendinize “Artık sahneye çıkmaya hazırım” deyin.
Yaşamımızda en çok heyecanlandığımız anlardan biri de mikrofonla yaptığımız ilk konuşmadır. Mikrofonu tutmak, mesafesini ayarlamak ve en önemlisi sesimizin nasıl çıktığını merak etmemiz bizi çok heyecanlandırır.
Bu heyecanın başka bir kaynağı da topluluk karşısında konuşmak ya da performans sergilemektir. Bütün gözlerin üzerimizde olduğu, herkesin bizi dinlediği bu anda acaba “Hata yapar mıyım?” korkusuyla çok heyecanlanırız. Birkaç defa mikrofonla konuşma yapmak ya da performans sergilemek bu heyecanı azaltır. Yaşanan deneyimler sonrasında da heyecan kaybolur.
Bu metin mikrofon kullanma ile ilgili çeşitli bilgiler vermek üzere hazırlanmıştır. Bu bilgilerden faydalanıp mikrofonu daha rahat kullanabilir hale geleceksiniz.
GİRİŞ
MİKROFON KULLANMA
Tanımı
Aldığı bir sesi veya sesteki değişimleri yansıtan elektro akustik aygıta mikrofon denir. Günümüzde mikrofon sıklıkla kullanılan bir aygıttır. Bir lider topluluk karşısında konuşurken, sanatçı şarkı söylerken, öğrenci şiir okurken, animasyonda, sahne dünyasında vb. daha birçok alanda ve yerde mikrofon kullanılır.
Mikrofonu David Hughes icat etmiştir. David Hughes, akustik dalgaların harekete geçirdiği bir zarın mekanik titreşimini bir elektrik devresindeki akım değişimine dönüştürerek mikrofonu icat etmiştir. Elisha Gray ve Gharam Bell de mikrofon üzerinde çalışmalar yapmışlardır. Mikrofon ayarlamasını konusunda uzman teknisyenler yapar. Mikrofonda ses ayarı yapan kişiye tonmayster denir.
Mikrofonun Önemi
Mikrofon kullanımı son yıllarda oldukça yaygın hale gelmiştir.. Birçok alanda mikrofona ihtiyaç duyulması mikrofonun yaygınlaşmasında önemli bir etkendir. Mikrofon, müzik ve sahne dünyasının, halka hitap eden liderlerin, okul törenlerinin vazgeçilmez bir aygıtıdır. Mikrofon kullanımının önem kazanmasında sese istenilen şekilde yön vermenin etkisi büyüktür.
Mikrofonun Özellikleri
Mikrofonlar sesi elektriğe çeviren elektronik aletlerdir. Sesin elektriğe çevrilmesi, sesin havada yarattığı akustik dalgadan yararlanılarak gerçekleştirilmektedir. Ağızdan çıkan veya herhangi bir şekilde yayınlanan ses havada basınç değişimi yaratmakta ve bu basınç değişimi, suya atılan taşın yarattığı dalgaya benzer şekilde, havada bir dalga iletimi şeklinde yayılmaktadır. Hava basıncının yarattığı etkiden yararlanılarak, mikrofonlar aracılığıyla sesin elektriğe çevrilmesi sağlanmıştır. Bunun tersi bir işlemle, elektriğin de sese çevrilmesi mümkün olmaktadır. Elektriğin sese çevrilmesi de hoparlörler ile gerçekleştirilmektedir.
Mikrofon Çeşitleri
1.Dudak Mikrofonu
Konuşan kişinin dudaklarına yakın, elle tutulan veya masaya sabit olacak şekilde tasarlanmış mikrofondur. Günümüzde en çok kullanılan mikrofon çeşididir. Ses iletimini kaliteli bir şekilde yansıtır. Dudak mikrofon, bir kablo ile ana tesisata bağlı olduğu için konuşan kişiyi belli bir uzaklığa göre hareket olanağı sunar.
2. Telsiz Mikrofon
İçinde bulunan yüksek frekanslı bir verici sayesinde yeri değiştirilebilen mikrofondur.
Telsiz mikrofonda bir kablo olmadığı için konuşan kişiye daha çok hareket alanı olanağı sunar.
3. Yaka Mikrofonu
Giysilerin özellikle yaka bölümüne takılabilen minyatür mikrofondur. Kullanımı çok basittir. Konuşmacının mikrofonu tutmasına gerek olmadığından kendisini daha rahat hissetmesini sağlar.
4. Yakın Mikrofon
Konuşmacının boynuna veya başına takılı bir tesisattan ağzına doğru uzatılarak tasarlanmış mikrofondur.
Mikrofon Kullanımında Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar
Ses ve Nefesi Kullanma
Mikrofon kullanırken sesi ayarlama ve nefesi kullanma çok önemlidir. Mikrofonu kullanan kişilerin öncelikle mikrofonik bir sese sahip olması gerekir. Mikrofonik ses dinlenebilir, hoşa giden, pürüzsüz, tınısı doğru olan sestir (Akın Önen, Türkçeyi Türkçe Konuşmak) Aynı zamanda mikrofonu kullanan kişinin Türkçe’yi doğru konuşması gerekir.
Düzgün bir sese sahip olmak için ses egzersizleri de yapılmalıdır. Ses egzersizi yapmadaki temel amaç nefesin pürüzsüz ve ölçülü olmasını sağlamak, diyaframı iyi kullanmak, sesin parlak ve dolgun olmasını sağlamaktır.
Ses ve Nefesi Kullanırken Dikkat Edilecek Noktalar
Konuşma Esnasında Dikkat Edilecek Noktalar
Mikrofon Tutma
Mikrofonun hangi mesafede tutulması gerektiği çok önemlidir. Sesimizin duyulması, söylediklerimizin anlaşılır olması gerekir. Bunun için mikrofonun dudaklara olan mesafesi iyi ayarlanmalıdır. Konuşma yaparken ya da şarkı söylerken orkestra veya müzik yayınının mikrofon sesinin üstünde olmaması gerekir. Aksi takdirde söyledikleriniz anlaşılmaz.
Mikrofon Tutarken Dikkat Edilecek Noktalar
Kaynak: T.C. Milli Eğitim Bakanlığı, Mesleki Eğitim ve Öğretim Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi) “Mikrofon Kullanımı”, Ankara – Nisan 2005.
Sahne Duruşu:
Sahnede durmak herkes tarafından görülmek, izlenmek anlamına gelir. Sahnede enuygun duruş sizi güvende hissettirecek duruştur. En kolay ve başarılı duruş dik durmak, elleri yerine göre kullanmaktır. Mutlaka izleyicilerle göz teması kurmak gerekir. İzleyicilerin tepkilerini görüp ona göre hareket edilmelidir. (Kaynak: T.C. Milli Eğitim Bakanlığı, Mesleki Eğitim ve Öğretim Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi) “Mikrofon Kullanımı”, Ankara – Nisan 2005.)
Sahneye ilk çıkış anında sahnenin ortasına, seyircilerin sizi görüp duyabileceği bir yere doğru yürüyün ve ortada durun, çünkü ilk çıkış parçası anı seyircilerinizin sizi net bir şekilde görmek isteyecekleri, ne giydiğinizi, nasıl göründüğünüzü algılamaya çalışacakları andır. Bu nedenle onları elinizden geldiğince memnun etmeye çalışmalısınız.
Bol su içilmesi sesin korunması için yapılması gerekenlerin başında gelir. Suyun sesiniz için hayati bir önemi vardır, çünkü su ses telleriniz için gerekli olan nemlenmeyi sağlamakta vücudunuza destek olur. Ses telleriniz siz şarkı söylerken ya da konuşurken sürekli bir titreşim halindedirler. Bu durum tahriş olmalarına sebep olabilir, ama yeterli miktarda su içerseniz ses telleriniz için ideal olan nem tabakasını koruyabilirsiniz. Bunun için günde sekiz bardak su içmek yeterlidir. Ayrıca su içerek sadece ses telleri için ideal olan nem tabakasını korumakla kalmaz, vücudunuzdaki tüm yumuşak dokular için gerekli nemi sağlamış olursunuz.
Çay, kahve, soda gibi içecekler ses telleri üzerindeki balgamsı sıvıyı artırır ve sürekli boğazınızı temizleme hissi yaratır. Sürekli boğaz temizlemek ses tellerinizin çok sert bir şekilde birbirlerine çarpmalarına neden olacağından ses telleri için oldukça tehlikeli bir eylemdir.
Boğaz temizleme ihtiyacı hissedildiğinde tercih edilecek en iyi yöntem hızla burnunuzu çekip yutkunmaktır. Bu hareket ses telleri üzerinde biriken ve ses kalitenizi olumsuz etkileyen salgıların uzaklaşmasını sağlar. (Kaynak: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinin internet sayfası)
Kahve ve çay tiryakisi iseniz sabahları bir ya da iki bardaktan fazla içmemenizi ve günün geri kalanını su ile devam ettirmenizi öneririm. Kahveyi de kafeinsiz deneyin, tadının diğerinden hiçbir farkı olmadığını göreceksiniz.
Şeker kullanımı aynı şekilde boğazınızdaki sıvıyı kalınlaştırarak ses telleriniz üzerinde birikmesine yol açar ve yine boğazınızı temizleme hareketini yapmak zorunda kalırsınız. Bu nedenle içeceklerinize az miktarda şeker koymanızı öneririm.
Alkol vücudunuzdaki su miktarını azaltır ve vücudunuzu susuz bırakır. Sahne sanatçılarının birçoğu performanslarından önce bir ya da iki kadeh alkol alırlar. Bir miktar alkol insan rahatlatır, ancak performanslardan önce alkol kullanımı ağzınızın kurumasına yol açar ve vücuttaki kasları yavaşlatır. Bu durum konuşmanıza ve şarkı söylemenize yansır. Alkol almaya alışık olmayan bünyelerde bir kadehten sonra bile aynı etkiler görülebilir. Ayrıca aç karnına alkol almak kan şekerinizi düşürür ve şarkı söylerken korumanız gereken enerji seviyeniz de kan şekerinizle birlikte düşer. Bu nedenle dikkatli davranmanızı tavsiye ederim. Günde bir ya da iki kadeh şarap ya da bir şişe bira ile kendinizi sınırlandırın. Yüksek alkol derecesine sahip içkileri denemeyin.
İçecekleri çok sıcakken ve de çok soğukken içmeyin. Sıcak içecekler kan damarlarını genişletir, çok soğuk içecekler ise kan damarlarını daraltır. İçtiğiniz içecekler ses tellerinize çok yakın bir yerden geçtiği için ses telleriniz çevresindeki damarlar bu durumdan etkilenir. Bu nedenle oda sıcaklığında içecekleri tercih edin.
Sigara ve uyuşturucu maddelerin kullanımının ses telleri üzerinde büyük problemlere sebep olur. Sigara içtiğinizde duman akciğerlere doğru yol alırken direk ses tellerinizin arasından geçer. Ses telleriniz bu sigara dumanı içindeki kimyasal maddelere ve yüksek sıcaklığa maruz kalır. Bu durum akciğerlerinizi de kötü bir biçimde etkiler, şarkı söylemek ve konuşmak için gereken hava miktarında düşüşler görülmeye başlar. Sigara ve uyuşturucu ses tellerinizin erken yaşlanmasına yol açar. Ayrıca bu maddelerin kullanımına devam edilmesi ses tellerinde ödem, polip, nodül ve kanser başlangıcına kadar devam eden sonuçlar doğurabilir.
Sigara dumanlı bir ortamda çalışıyor ya da şarkı söylüyorsanız sesinizi elinizden geldiğince korumak zorundasınız. Bunun için ortamda bulunduğunuz süre boyunca bol bol su içmek yapabileceklerinizin başında gelir. Su içmek dilinizi ve damağınızı nemlendirdiğinden dolayı sizi belli bir oranda sigara dumanının kurutucu etkisinden korur.
Gürültülü ortamlarda uzun süre bağırarak konuşmak ses yorgunluğu yaratır. Böyle bir ortamda sesinizi uzun süreyle ve yüksek şiddette kullanmayın. Bu durum boğazda ağrıya ve ses kısıklığına neden olur.
Çok uzun süre konuşmaktan kaçının. Sürekli konuşan kişilerde ses yorgunluğu gelişir. Bu kişiler genellikle şikayetlerini ses kısıklığı tarzında ifade ederler. Ses kısıklığınız olduğunda sesinizi dinlendirin.
Sesinizi doğru tonda, kalınlaştırma ve inceltmeleri fazla yapmadan kullanın. Ne çok kalın, ne çok ince orta ses aralığında konuşun ve kendinizi buna alıştırın. Fısıldamak da ses telleri için zararlı olabilen bir konuşma şeklidir. Sesinizi korumak amacıyla fısıldayarak da konuşmayın; sesinizin yüksekliği, hemen karşınızda biri oturuyormuşçasına olmalıdır.
Nefesi, diyaframı ve sesinizi doğru kullanmak için konusuna hakim bir şan eğitmeninden şan dersi alın.
Sabah kalktığınızda bir süre konuşmamanızı tavsiye ederim, çünkü ses telleriniz de sizinle birlikte uyduğundan kendilerine gelmeleri için ortalama yarım saat gibi bir sürenin geçmesi gerekir. Gece boyunca ağzınızın kuruması, boğazınızda sıvı birikmesi gibi nedenlerden dolayı sabahları sesiniz çatallı çıkabilir. Bu nedenle güne bir bardak oda sıcaklığında su içerek başlayın. Böylece boğazınızda biriken tüm sıvılardan kurtulur ve vücudunuzun günlük su ihtiyacını gidermeye başlamış olursunuz. Birkaç saat sonra “warm up” (ısınma) egzersizlerinizi yaparak sesinizi açmaya başlayabilirsiniz.
Mideden asit kaçağı/reflüsü olan biri iseniz akşam saatlerinde çay, kahve, kola, alkol almayın. Midenizi dolduracak kadar yemek yemeyin. Yemek yiyip hemen yatmayın,Gıdanıza dikkat edin. Baharatlı gıdalardan kaçının. Yüksek yastıkta yatın.
Uykunuza çok dikkat edin. Uykusuzluk ses telleri için oldukça zorlayıcıdır. Eğer çok geç saatlere kadar çalışmak zorunda olan biri iseniz, bu durumun yarattığı yorgunluğu üzerinizden atmak ve ses tellerinizi yıpratmamak için en az sekiz saat uyumalısınız.
Bulunduğunuz ortamın nemi ve ısısının uygun olmasına dikkat edin. Evinizin havasını nemlendirin.Bunun için buhar cihazlarından veya kaynatılmış sudan yararlanabilirsiniz, çünkü aşırı kuruluk ses tellerinde tahrişe ve şişmeye neden olur.
Allerji ilaçları (antihistaminikler), grip ilaçları, idrar söktürücüler ve antibiyotik gibi bazı ilaçlar ses telleri üzerindeki salgıları azaltarak sesi olumsuz etkilerler. Zorunda olmadığınız sürece bu tip ilaçları kullanmamaya özen gösterin.
Sesinizi kullanırken nefesinizi ayarlamayı öğrenin. Yeterli nefes almadan konuşmak, boyundaki ve ses tellerini kontrol eden kaslara ilave yük getirir ve sesin etkinliğini azaltır. Konuşma sırasında bir nefeste gerektiğinden fazla kelime söylemeye çalışmak zararlıdır. Konuşma sırasında cümleleri bölmeye, önemli kelimelerden önce duraklamaya, yazılı metinleri okurken virgüllerde yeni bir nefes almaya özen gösterin. Bu işlemleri çok sık tekrarlayarak alışın ve konuşmanın anlamını ve akışını bozmayacak şekilde nefesinizi kullanmayı öğrenin. Unutmayın ki, güzel ve doğal bir ses için ses tellerinin titreşmesi yanında güçlü ve doğru bir solunum desteği gerekir.(Kaynak: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinin internet sayfası)
Ses olayının oluşmasını sağlayan organlarımıza “ses aletleri” ya da “ses aygıtı”diyoruz. Diş, damak, dil, dudaklar, çene ve gırtlak birbirinden farklı seslerin oluşumunu sağlar.
Ses gırtlakta meydana gelir. Boğaz, ağız ve burun boşluklarından geçerek boğumlandırma organlarının (dil, diş, damak, dudak) biçimlendirmeleri ile birbirinden ayrı seslere dönüşür.
Sesleri doğru kullanabilmemiz ve sesimizi koruyabilmek için ses aletlerini iyi tanımamız, onların anatomik yapısını iyi bilmemiz gerekir. (Kaynakça: Hengirmen&Güler, İst.2005)
Sesin oluşumunda rol oynayan anatomik yapıların akciğerler, diyafram, gırtlak ve ses telleri, ağız, burun ve boğaz boşlukları, sinüsler, yumuşak ve sert damak, çene, dil vedudaklar olduğu “Ses Nasıl Oluşur” ana başlığı içinde üzerinde durulan konulardan biriydi.
Daha geniş bir biçimde açıklamak gerekirse sesin meydana gelmesi; havanın depolanması görevini üstlenen akciğerler, havanın yukarı itilerek ses telleri ile buluşmasını sağlayan diyafram, ses telleri ile buluşup titreşmeye başlayan havanın tınlayarak duyulmasını sağlayan ağız, burun ve boğaz boşlukları, sinüsler ve son olarak sesin oluşumunu sağlayan yumuşak ve sert damak, çene, dil ve dudaklar aracılığıyla gerçekleşir.
Diyafram tarafından yukarı itilerek ses telleri ile buluşması sağlanan hava, boğumlanarak şekillendirilir. Yukarıdaki paragrafta üzerinde durduğumuz sesin oluşmasına yardımcı olan tüm organlar tarafından farklı anlamlar taşıyan formlara, sesli (ünlü) ve sessiz (ünsüz) duyumsamalara ve son olarak ağız, burun ve boğaz boşluklarından çıkarken çeşitli engellere çarparak anlamlı seslere dönüşür.
SES PERDENİZ ÜZERİNDE ÇALIŞMAK
Şan dersi sırasında sahip olduğunuz ses aralığı üzerinde çalışırken öncelikli olarak anlaşılması ve izlenmesi gereken yol üç aşamadan oluşur.
1. Orta, Göğüs ve Kafa seslerinizin yerini iyice öğrenmek
2. Bu perdeler arasındaki geçişi yumuşak bir şekilde yapabilmek
3. Ses perdenizin sınırlarını yukarıya ve aşağıya doğru genişletmek
Orta Sesler, Göğüs Sesleri ve Kafa Sesleri
Şarkı söylerken kullandığımız sesin üç farklı bölümü vardır. Bunlar “Orta Sesler”,“Göğüs Sesleri” ve “Kafa Sesleri” dir.
Orta Sesler: Ses perdenizin ortasına denk gelen notalar orta seslerinizi oluştururlar. Göğüs ve kafa sesleri arasında bir köprü vazifesi gören bu sesler ağzın içinde ve ensede vibrasyonlar yaratırlar.
Bir çok bayan şarkıcıda orta sesler, kafa sesi olarak da algılanırken; erkek şarkıcılarda ise bu sesler göğüs sesleri olarak algılanabilmektedir.
Göğüs Sesleri: Ses perdenizin aşağısına denk gelen notalar göğüs seslerinizi oluştururlar. Sesinizin alt bölgesine ait bu yoğun ve koyu sesleri verirken göğüs kafesinizde yoğun titreşimler hissedersiniz.
Kafa Sesleri: Ses perdenizin yukarısına denk gelen tiz ve dik notalar kafa seslerinizi oluştururlar. Bu sesler bir şarkının tiz notalı bir bölümünü söylerken kafanızın ön kısmında rezonans (sinüs) boşluklarında tınlarlar, titreşimlerini burnun ve gözlerin arkasında ve yanakların her iki yanında hissettirirler.
Orta – Göğüs ve Kafa Seslerinizin Yerini Bulmak: (Kadınlar ve Erkekler)
Orta Sesler:
Kadın şarkıcılarda orta sesler genellikle orta Do üzerindeki D4’ten başlayıp D5’e kadar devam eder.
Erkek şarkıcılarda ise orta sesler genellikle A2den başlayıp bir oktav yukarısındaki E3’e kadar devam eder.
Göğüs Sesleri:
Kadın şarkıcılarda göğüs sesleri genellikle orta Do altındaki E3’ten başlayıp bir oktav yukarısındaki D4’e kadar devam eder.
Erkek şarkıcılarda ise göğüs sesleri genellikle E2′den başlayıp A2’ye kadar devam eder.
Kafa Sesleri:
Kadın şarkıcılarda kafa sesleri genellikle D5’ten başlayıp gidebildiği yere kadar devam eder.
Erkek şarkıcılarda ise kafa sesleri genellikle F3’ten başlayıp gidebildiği yere kadar devam eder.
Önemli Not: Yeni bir şarkıyı deşifre ederken erkek vokaller de kadın vokaller gibi sol anahtarında yazılmış partisyonlardan çalışabilirler, ancak şarkı söylerken bir oktav aşağıdan söylediklerini unutmamalıdırlar!!!
Ses Nasıl Oluşur?
Sesin nasıl oluştuğu ile ilgili temel bilgi şan dersine başlarken çok işimize yarayacaktır. Hepimiz bir enstrümanistin enstrümanını nasıl çaldığı konusunda fikir sahibi olabiliriz, ama şarkı söylerken kullandığımız organların nasıl işlediğini göremediğimiz için sesin nasıl oluştuğunu anlamamız zordur ve zaman alıcıdır. Birçoğumuzun bildiği tek şey ağzımızı açtığımızda sesin çıktığıdır.
Boğazımızda ön tarafta burundan ve ağızdan akciğerlere hava taşıyan soluk borusu, onun arkasında ise sıvıları ve gıdaları mideye taşıyan yemek borusu bulunur. Nefes borumuzun en üst noktasında ses tellerimizi de içine alan kıkırdak dokulu gırtlağımız (larinks) yer alır.
Sağ ve solda iki tane olan ses telleri hareketli organlardır ve birbirlerine doğru yaklaşıp ayrılırlar. Nefes alıp verme sırasında yanlara doğru açılırken konuşma ve şarkı söyleme esnasında birbirlerine doğru yaklaşır ve titreşirler. Ses tellerinin yerleşim yeri boyunda adem elması olarak bilinen çıkıntının 2 cm kadar alt kısmına denk gelir.
Ses oluşumu için akciğerlerden gelen hava akımı kullanılır. Akciğerler solunum havasını gırtlağa doğru iterler ve gırtlaktaki ses tellerinin arasından geçen hava ses oluşturur. Bu ses ağız boşluğu, dil, dişler, burun boşluğu ve sinüsler aracılığı ile konuşma halini alır.(Kaynak: http://www.kbbhastanesi.com/egitimkonulari/seskisikligi.htm)
Sesin oluşumunda rol oynayan anatomik yapılar akciğerler, diyafram, gırtlak ve sestelleri, ağız, burun ve boğaz boşlukları, sinüsler, yumuşak ve sert damak, çene, dil vedudaklardır.
(Kaynak: http://www.professional-voice.org/cocuk.htm)
Dilinizin ucunu üst dişlerinizin arka kısmından başlayarak geriye doğru tüm damağınızda gezdirirseniz, ön kısımda sert dokulu, arka kısımda ise yumuşak dokulu bir damak yapınız olduğunun farkına varırsınız. Egzersiz sırasında tiz perdelere doğru çıkarken içinizden çıkan havanın bir bölümü damağınızın arka tarafındaki yumuşak dokuya (sinüs bölgesi), diğer bir bölümü ise sert dokulu ön damağa yönelir.
Şarkı söylerken ses tellerimiz inanılmaz bir hızda titreşirler. Örneğin orta Do (C4) altındaki La (A) notasını seslendirirken ses tellerimiz bu sesi verebilmek için saniyede 440 kere titreşirler.
Sesinizin kalitesi, ses tellerinizin doğru pozisyonda olması ve ses tellerinize yeterli miktarda havayı gönderebilmeniz ile doğru orantılıdır. İyi şarkı söyleyebilmek ve doğru yerden konuşabilmek yeterli miktarda havanın ses telleri ile yeterli oranda buluşmasına bağlıdır. Bu, eğitmeninizle şan çalışırken yapacağınız tüm egzersizlerin temelini oluşturmaktadır.
Videolarıma,
http://www.jokerstore.net/videoIzle.aspx?videoID=19
ve
http://www.jokerstore.net/videoIzle.aspx?videoID=23
linkleri üzerinden ulaşabilirsiniz.